Kategori: Erdem Uygan

  • Ramazan Bayramı Yazısı

    Hayat bir imtihan, dünya bir sınav merkezidir. Sınav kağıtlarımız her an elimizden alınabilir, üstelik hiçbir zaman “son cümlelerinizi tamamlayın” uyarısı yapılmayacaktır. Bu nedenle her an imtihanın bilincinde olarak doğruları yaşamak zorundayız:

    “Mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek sizi korku ve açlık olgusu ile yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; bundan kaçış olmaz. Sen sabır gösterenlere müjde ver.” (El-Bakara 155)

    Ayetin sonunda da görüldüğü gibi sınavın sahibi adeta bize kopya vermektedir: “Kazanmak istiyorsanız sabır gösterin”. Peki ama nasıl? Sonraki ayete bakalım:

    “Onlar, başlarına bir sıkıntı gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aidiz; Biz yalnız ona yöneliriz”.” (El-Bakara 156)

    Yani sıkıntıya göğüs germek ama Allah’a yönelerek, asla yılgınlık veya pes etmekle değil. Ama doğruları yaşayıp yardımı Allah’tan isteyerek. Sonuç mu?

    “Onların üzerinde Rablerinin verdiği olgunluklar ve bereket olur. Yola gelmiş olanlar onlardır.” (El-Bakara 157)

    Kısacası Allah yolunda gösterilen sabır, meyveleri hem bu dünyada hem de ahirette yeşerip toplanan zararı imkansız bir ziraattir.

    Ramazan bu imtihanın bir alıştırması adeta. Her yıl yapılan bir temrin. Bir imtihana hazırlıklı olma talimi. Tıpkı kazanılan sınavın sonu gibi onun sonu da bayram.

    Allah Subhanuhu ve Teala, tüm hayatını Ramazan orucu tutar gibi “aman bozulmasın” diyerek titizlikle yaşayan ve doğal olarak ahireti bayram olan kulları arasında olmamızı nasip etsin inşaallah.

    Ramazan Bayramınızı tebrik ederim.

  • Gündem!

    Genel gündeme takılı kalmayı hiç sevmem. Şöyle bir bakar adil ve objektif bir görüş edinmeye çalışır geçerim. Benim esas gündemim Allah’ın ayetleridir. İçinde yalanın, zulmün, kıskançlıkların ve iftiranın olmadığı tek gündem. Neticesi Allah’ın rızası ve insanın mutluluğu, hedefi Allah’ın cenneti olan tek gündem. Hayatımı “kalibre” edebileceğim tek ölçek. Hedefimi bulabileceğim tek dürbün.

    Gündeminiz Allah’ın kitabı, tercihiniz Allah’ın rızası olsun. “Allah’ın kulu olmak” da denilen o sınırsız hürriyeti tadanlardan olun inşaallah..

  • Son Geceler ve İtikaf / Erdem Uygan

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile,

    Fecre (Şafak vaktine)
    On geceye
    Çifte ve teke
    Geçip giden geceye yemin olsun
    Bunlar kendine hakim olan için önemli şeylerdir.

    Fecr Suresi – 1-5. ayetler (Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır Meali)

    Ramazan ayının son günlerindeyiz. Nebimiz Aleyhisselam Bakara Suresi 187. ayette geçen itikaf yani “içten Allah’a yönelerek kendi muhasebesini yapma” ibadetini Ramazan ayının son on gününde gerçekleştirmiş ve bunu hiçbir Ramazan ayında aksatmamıştır.

    Bu da demek oluyor ki bu ibadet aslında bildiğimiz tüm sünnetlerden daha sahih ve daha güçlü bir sünnettir. Nebimizin bu ibadeti bu gecelerde yapıyor olmasının sebebi muhtemelen Fecr Suresi’nde bahsedilen 10 gecenin bu geceler olmasıdır. Kadir gecesi de çok yüksek ihtimal bu gecelerden biridir.

    İtikaf ibadeti ne yazık ki şehir hayatında çok akla gelmeyen ya da imkansız olarak görülen bir ibadettir. Ancak muhakkak 10 gün sürmesi gerekmemektedir. Siz yakınınızdaki bir mescitte hatta evinizde yalnız ve rahat kalabileceğiniz bir odada bile bir günlük itikafa girebilirsiniz. Belki birkaç saat için bile..

    Çünkü amaç bu günlerde ibadeti artırmak ve Rabbimize kulluğu doğru yapmaya çabalamaktır. Kendi iç hesaplaşmamızı, doğrularımızı ve yanlışlarımızı masaya yatırarak yapmak, o sonsuz merhamet sahibinden af dilemek ve bir anlamda hayatımıza reset atmaktır. “Nereden geldim?”, “ne yapıyorum?”, “nereye gidiyorum?”, “kimim?” sorularını sormak ve cevapları Allah’ın kitabından aramaktır itikaf.

    Ancak buna da fırsat bulunamıyorsa (ki şeytan doğru yolun üzerinde oturmaktadır) en azından gece ibadetleri artırılmalıdır. Jet imamların arkasında delilsiz teravihlerle mağfiret beklemek yerine gece uykudan kalkarak geceyi ihya etmek gerekir. Çünkü Kadir Gecesi sanıldığı gibi 27. gece değildir. Bu 10 geceden biri olduğuna yukarıdaki ayetler işaret etmektedir.

    O halde ibadeti ve Allah’a yönelmeyi bir tek 27. geceye has kılmayalım. (Hoş bize 27. gece denilen gece de batılıların uydurduğu takvime göre öyledir. Gerçekte günler gece yarısı saat 12’den sonra değişmezler, sabah gün doğumu ile yeni gün başlar) Bu son geceleri hiç değilse sahura bir saat erken kalkarak gece namazları ile ihya edelim.

    Mü’min kardeşlerime tavsiyemdir..

  • Yaratan’ın Bizden İstedikleri

    “De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını sıralayayım:

    (1) Hiçbir şeyi Allah ile bir tut-mayın,

    (2) Anaya babaya iyilikten geri durmayın,

    (3) Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onların ve sizin rızkınızı veren Allah’tır.

    (4) Fuhşun açığına da gizlisine de yaklaşmayın,

    (5) Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın, (o başka ayetlerde açıklanmış) haklı sebeple olursa başka.

    İşte bunlar, Allah’ın size yüklediği görevlerdir, belki aklınızı kullanırsınız.

    (6) Rüşt çağına ulaşıncaya kadar yetimin malına yaklaşmayın, onun iyiliğine olan bir yolla olursa başka.

    (7) Ölçü ve tartı işlemlerini tam ve dengeli yapın. Biz kimseyi gücünden fazlasıyla yükümlü tutmayız.

    (8) Yakınınız da olsa söz söylediğinizde adaletli olun .

    (9) Allah’a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin.

    İşte Allah sizden bir de bunları istemiştir, belki aklınızı başınıza alırsınız.

    İşte bu benim dosdoğru yolumdur; onu takip edin, başka yolları takip etmeyin, yoksa o takip sizi benim yolumdan ayırır. Bunlar da Allah’ın sizden istekleridir, belki korunursunuz.”

    Kur’an – Kerim, En’am Suresi 151 – 153. ayetler.

    Üzerinde tefekkür edilmesi temennisiyle..

  • Ayetler Bize Okunuyor

    Bazı insanlara Allah’ın ayetini okuyorsunuz ve hemen kendisinden başkalarını eleştirmeye başladığını görüyorsunuz. Bizlerde ayetleri kabul etmemekten çok üzerine alınmamak gibi bir hastalık oluşmuş durumda.

    Mesela bir ayet söylediğinizde hemen “millet yoldan çıkmış kardeşim, bu ayetlerin onda birini uygulayan biri olsa şöyle olurduk. Ohoo görmüyor musun adam müslümanım diyor, yalan söylüyor, gıybetten, dedikodudan başını kaldırmıyor”

    Bazen bağırasım geliyor: “Ayet sana okunuyor kardeşim!” diye.

    Bazen de Allah’ın elçisi böyle bir tavır alsa ne olurdu diye düşünüyorum. Düşünsenize kendisine bir ayet iniyor ve o şöyle söyleniyor kendi kendine: “Şimdi ben bunu insanlara aynen aktaracağım. Kimbilir kaçta kaçı bu ayete uyacak. Daha önceki ayetleri tebliğ ettim de ne oldu? Kaç kişi uyuyor ki!”

    Oysa Allah’ın elçisi ayetleri alır almaz önce kendi hayatına geçiriyor ve yaşamaya başlıyordu. “Allah böyle buyuruyor! Hemen Rabbim! Hemen dediğini uygulamaya koyuyorum” diye başlıyordu tebliğe. İşte bu yüzden Rabbimiz onu insanlığa örnek olarak gösteriyor. Şimdi sorasım geliyor kendime: Bizimki nasıl bir örnek almadır?

    Artık ayetlerin her an önce bize nazil olduğunu kabul etmeli ve hayatımızı değiştirmeliyiz. Başkaları üzerindeki görevimiz tıpkı Allah’ın elçisi gibi önce Allah’ın ayetlerini kendimiz yaşayarak örnek olmak, sonra da insanlara Allah’ın bildirdiği şekilde anlatmaktan ibarettir. Bundan sonrası için ancak dua edebiliriz. Kim ne istiyorsa onu yapar.

    Şu an neredeyse yazdığım her kelime bu konu ile ilgili başka bir ayeti aklıma getiriyor. Ancak ben bugün, Allah’ın ayetlerini görmek istemeyenlerle ilgili takınılması gereken tavrımızla ilgili şu Kerim Ayeti seçtim:

    “Rahman’ın kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap oldukları zaman “selam” deyip geçerler. Onlar Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler”

    Furkan Suresi 63-64. ayetler.

    Rabbimizin böyle bir ayette Rahman ismini tercih etmesi ile ilgili derin düşünceyi sizlere tavsiye ederek bitireyim.

    Selam ve Dua ile

  • Yok Baha Neler!

    “Uyun Rabbinizin katından size indirelene! Onun dışında bir takım otoritelere (evliya) de asla uymayın. Ne kadar da kıt hafızalısınız”

    Araf Suresi 3. ayet

    İnsanlar sana Son Saat hakkında soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Sana kim bildirebilir ki; Son Saat belki yakındır.
    Şüphe yok ki Allah, inkarcıları rahmetinden mahrum etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.
    Onlar orada ebediyen kalacaklar, ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklar.
    Ateşte yüzlerinin ters çevrildiği o gün “Ah keşke Allah’a itaat etseydik, Rasul’e itaat etseydik!” diyecekler.
    Yine “Rabbimiz” diyecekler, “Fakat biz İLERİ GELENLERİMİZE, BÜYÜKLERİMİZE UYDUK; sonuçta ONLAR DA BİZİ YOLDAN SAPTIRDI.
    Rabbimiz ne olur onlara kat be kat azap ver ve onları rahmetinden dışla!”

    Ahzab Suresi 63-68. ayetler (Mustafa İslamoğlu meali)

    Uyulacak olan yalnız Allah’ın, Elçisine vahyederek insanlara bildirdiğidir. Bu ayetler herhangi bir kesim için değil hepimiz için vardır. Bu da çok dikkatli ve uyanık olmamız, hep birlikte sadece Allah’ın ipine sımsıkı sarılmamız (Al-i İmran 103) gerektiğini göstermektedir.

    Bu da demek oluyor ki bir Müslüman durmak dinlenmek nedir bilmeden çalışmalı ve Allah’ın ayetlerini önce kendi hayatında sonra da yeryüzünde hakim kılmak için öğrenmeli, yaşamalı ve anlatmalıdır. Bir takım insan uygulamalarını, örfü ve geleneği, tasavvufu ve hurafeyi Allah’ın dininden ayırmalıdır. Kur’an dışında din zannedilen hiçbir şeyi kabul etmemelidir. Hiçbir bahanemiz olamaz. Öncelikli işimiz budur. Öyleyse durmayın. Şimdi başlayın!

  • İstediğinizi Yapın!

    Bugün Fussilet Suresi’nin hiç değilse 30. ayetinden itibaren sonuna kadar okumanızı tavsiye ederek birkaç ayetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

    “Gerçek şu ki ayetlerimizi anlam ve amacından saptıranlar asla bizden gizlenemezler; şimdi ateşe atılan mı, yoksa Kıyamet Günü (huzura) güven içinde gelen mi daha değerlidir?
    İSTEDİĞİNİZİ YAPIN, nasıl olsa O yaptığınız her şeyi görmektedir.”

    Fussilet Suresi 40. ayet (Mustafa İslamoğlu – Hayat Kitabı Kur’an Meali)

    Ben bugün bu çok şey anlatan ayete “istediğinizi yapın” kısmından bakmak istiyorum.

    Bu ayeti okuyunca insan Allah’ın kendisine bu dünyada verdiği hürriyetin sınırsızlığına şaşmıyor mu Allah aşkına? Kendi ayetlerini değiştiren, bozan, anlamsız ve yararsız hale getirenlere bile “istediğinizi yapın” deniyorsa artık özgürlüğün daha ileri bir noktası düşünülebilir mi?

    Bir de bu ayetleri Ahirete imanı problemli kişilerin okuduğunu düşünürsek (ki zaten böyle bir problemi olmayan Allah’ın ayetlerini bozmak değil hiçbir emrini ihlal etmemeye çalışır) o zaman o kişi için zaten ölümden sonrası da önemli değil. O halde bu dünyada meydana gelecek her türlü rezalete hazır olmalıyız. Kötülükler, iğrençlikler, kölelikler, sömürüler bizi şaşırtmamalı. Çünkü burası dünya. Burada fıtratını bozarak zalim haline gelmişler için herşey serbest. Üstelik Allah’ın bahşettiği imkanlarla..

    Önemli olan ise biz onlardan olmayalım. İnsanı iyi ve kötü yönleriyle iyi (onu Yatan’dan öğrenerek) tanımalı ve vahyin rehberliğinde bir hayatla dünya sınavını başarıyla tamamlamalıyız. Bu ayetten de anlaşılıyor ki asıl amaç dünya sınavını kazanmaktır.

    “Kim Allah’ı razı edecek iş işlerse kendi lehine olur; kim de kötülük işlerse kendi aleyhine olur. RABBİNİN KULLARINA ZULMETME İHTİMALİ ASLA BULUNMAMAKTADIR.”

    Fussilet Suresi 46. ayet (Mustafa İslamoğlu – Hayat Kitabı Kur’an Meali)

    Bu, Allah’ın emirlerini hayatının birinci sırasına yerleştirmiş kişiler için ne büyük müjdedir. Yüceler Yücesi Yaratan onlardan olabilmemiz için bize yardım etsin..

  • Kasas Suresi Günü

    Bugün Kasas Suresi Günü olsun:

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

    “Unutmayın ki Karun da Musa kavmine mensup biriydi; fakat haddi aştı; zira Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını taşımak bile güçlü kuvvetli bir müfrezeye zor gelirdi.
    Birgün kavmi ona dedi ki: “ŞIMARMA! Çünkü Allah şımaranları sevmez.
    Gel sen Allah’ın sana verdiklerini doğru yolda harcayarak ahiret yurdunun (mutluluğunu) ara, üstelik dünyadan da nasibini unutma! Allah’ın sana iyilikte bulunduğu gibi sen de (başkalarına) iyilik yap ve sakın ola yeryüzünde haddi aşarak bozgunculuk edeyim deme; çünkü Allah bozguncuları sevmez.”

    Karun, “Herkes iyi bilsin ki servete ben KENDİ BİLGİM ve BECERİM sayesinde ulaştım” dedi. O bilmez miydi ki Allah kendisinden önceki kuşaklar içerisinden ondan DAHA GÜÇLÜ KUVVETLİ ve maddi birikimi DAHA FAZLA olan NİCELERİNİ helak etmiştir.
    Artık suçu tabiat haline getirenlerin günahlarından sual olunmaz.

    Ve işte bu kişi kavminin karşısına tüm görkem ve gösterişi içinde çıkmıştı. YALNIZCA DÜNYA HAYATINI İSTEYENLER “Ah keşke, ne olurdu Karun’a verilen bize de verilseydi! Şu kesin ki O GERÇEKTEN ÇOK ŞANSLI BİRİYMİŞ” derlerdi.

    Fakat bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneği ile donatılmış olanlar da “YAZIKLAR OLSUN SİZE! İman eden, Allah’ın razı olduğu iş işleyen kimselere Allah’ın verdiği ödül daha hayırlıdır; ama ona sabredenlerden başkası kavuşamaz” derlerdi.

    Nihayet (Karun’u) da onun evini barkını da YERİN DİBİNE geçirdik. Artık Allah’tan başka hiç kimse onun yardımına yetişemezdi; zira yardımı hak edenlerden değildi.

    Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar diyorlardı ki: “Vay canına! Demek ki kullarından dileyenin rızkını genişletmeyi dileyen, dileyeninkini de sınırlamayı dileyen Allah’mış! Eğer Allah bize lutfetmemiş olsaydı elbet bizi de yerin dibine geçirirdi! Vay be! Görülen o ki, meğer nankörler asla iflah olmazmış.”

    İşte orada (bir de) ahiret yurdu var! Biz orayı yeryüzünde büyüklük taslamayan ve fesat çıkarmak istemeyen kimselere tahsis ederiz; zira mutlu son, sorumlu davrananların olacaktır.

    Kim huzura iyiliklerle çıkarsa, işte ona getirdiğinden daha hayırlısı vardır. Kim de huzura kötülüklerle çıkarsa, işte kötülük yapan o kimseler SADECE YAPTIKLARININ KARŞILIĞINI görecekler.”

    Kur’an-ı Kerim – Kasas Suresi 76- 84. ayetler…

  • Allah’ın Dini

    Kainat yaratıldığından beri bir tek din vardır, o da İslam’dır. İslam Allah’ın tek dinidir. Allah tüm elçileri ile insanlara İslam’ı göndermiştır. Diğerleri İslam’ı alıp kafalarına göre şekillendirmiş insanların iddialarından ibarettir. Allah’ın kitabı Kur’an’ı Kerim’e dayanmıyorsa eğer İslam olduğu iddia edilen din de aynı akıbete uğramış demektir. Allah’ın dini Allah’ın kitabından öğrenilir.

    Al-i İmran Suresi’inden öğrenelim:

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

    19. Allah katında din, İslam dinidir. Kitap verilenlerin ayrı düşmeleri, kendilerine bu bilgi geldikten sonraki taşkınlıkları sebebiyle olmuştur. Kim Allah’ın ayetlerini görmezlikten gelip kâfir olursa, Allah onun hesabını çabuk görür.

    20. Seninle tartışmaya girerlerse de ki: “Ben kendimi Allah’a teslim ettim. Bana uyanlar da öyle.” Kendilerine Kitap verilmiş o kimselere ve kitabı olmayanlara de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” Eğer teslim olurlarsa yola gelmişler demektir. Ama yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarının her şeyini görür.

    83. Bunlar Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek Allah’a teslim olmuşlardır. Hepsi ona döndürülecektir.

    84. De ki, “Biz Allah’a ve bize indirilen her şeye inandık. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına indirilene de, Musa’ya ve İsa’ya verilene de, peygamberlere Rablerinden ne verilmişse hepsine inandık. Onların hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah’a teslim olmuş kimseleriz.”

    85. Kim İslam’dan başka bir dinin peşine düşerse asla kabul edilmez. O ahirette, kaybedecek olanlardandır.

    100. Müminler! Kendilerine kitap verilenlerin bir kesimine uyarsanız, inanmanızdan sonra sizi, kâfirler haline getirirler.

    101. Siz nasıl kâfir olabilirsiniz? Size Allah’ın ayetleri okunmakta, onun elçisi içinizde bulunmaktadır. Kim Allah’a sıkı sarılırsa, doğru yola girmiş olur.

    102. Ey inananlar! Allah’tan nasıl çekinmek gerekiyorsa öyle çekinin. Son nefesinize kadar Müslüman kalın!”

    Kur’an-ı Kerim Al-i İmran Suresi 19,20 – 83,84,85 – 100,101,102. ayetler..

  • Hucurat 12

    Hucurat Suresinin 12. ayetini çeşitli vesilelerle burada defalarca paylaştım. Birçok konu hakkındaki değerlendirmemde de bu ayet temel teşkil etti.

    Aslında bu surenin tamamı, erdemli bir toplumun özelliklerini gösteren muhteşem bir suredir. İman iddiasındaki herkesin düşüne düşüne okuması ve asla başkalarını değil kendisini hedef alarak sorgulama ve değerlendirme yapması gereken bir suredir.

    Bugün de aynı surenin 11. ayeti ile sizleri, kelimenin tam anlamıyla “başbaşa” bırakmak istiyorum. Daha sonra bu ayetlerin düşündürdükleri ile ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum ama şimdilik sadece ayeti okumayı ve üzerinde tefekkür etmeyi tercih ediyorum. İnşaallah tüm sureyi değerlendirmeye almanız için bir vesile olur. Dikkat! Allah CC. buyuruyor:

    “Ey iman edenler! Hiçbir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olur ki alay edilenler, onlardan daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay edilen kadınlar, kendilerinden daha iyi olabilirler. Birbirinizi ayıplamayınız. Birbirinize kötü lakaplar takmayınız. İmandan sonra, fâsık diye anılmak ne kötüdür! Kim tövbe etmezse işte onlar zâlimlerdir.”

    Kur’an-ı Kerim Hucurat Suresi 11. ayet.

    Not: Yrd. Doç. Dr. Şahin Güven’in bu sure ile ilgili müstakil bir kitabı bulunmaktadır. Erdemli Toplumun İnşası adlı Düşün Yayınlarından çıkmış olan kitabı ilgilenenlere tavsiye ederim.