Kategori: Yazarlarımız

  • Kur’an Üzerinde Çalışanlar İçin

    Tam bir Kur’an sitesi. Her dilde mealden, sesli Kur’an okunuşuna kadar her detay düşünülmüş. Özellikle Arapça’sı üzerinde çalışma yapmak için çok faydalı..

    http://tanzil.net

  • Kur’an Mealleri

    Neredeyse bütün meallerin birarada olduğu harika bir site. Pek çok ilginç özelliğini keşfedince çok daha faydalı oluyor.

    http://www.kuranmeali.com/

  • Müslümanların Hali 2

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla,

    “Müslümanlar neden bu halde” diye soranların hiç Kur’an okumadıkları ile ilgili dün başlattığım bahse devam ediyorum. Bakın, okumuş olsalardı Rabbimiz bu sorunun ne kadar abes olduğunu onlara nasıl açıklamış olacaktı:

    “Müminler! Sizden olmayanları içinize sokmayın; sürekli sıkıntı verir, sizi bitirecek şeyleri isterler. Nefretleri ağızlarından belli olur. İçlerine gömülü olanı ise daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız onların belirtilerini size tam olarak açıkladık.”

    “Bakın!.. Siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz bu Kitabın tamamına inanırsınız ama onlar sizinle karşılaşınca “inandık” der; kendi başlarına kalınca da nefretlerinden tırnaklarını yerler. Onlara de ki “Nefretinizden çatlayın!” Allah onların içini bilir.”

    “Size bir iyilik dokunsa bu onları fenalaştırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da sevinirler. Ama sabreder ve iyi korunursanız onların tuzaklarının size bir zararı olmaz. Çünkü Allah onların yaptığı her şeyi kuşatmaya almıştır.”

    Kur’an – Al-i İmran Suresi 118 – 120

    Sonuçlar:

    1. Bizden olmayanın kim olduğunu, nasıl nefret kustuklarını, hatta içlerindeki, sadece Allah’ın bilebileceği hissiyatı bile Rabbimiz bize anlatmıştır. Biz dostumuzu bize bizimle dost olduğunu söyleyenden öğrenemeyiz. Çünkü insan dünyayı tercih edebilen ve bundan dolayı da yalan söyleyebilen bir varlıktır. O halde muhatabımızı onu Yaratan’dan öğreniyor olmaktan daha büyük avantaj olabilir mi?

    2. “Aklınızı kullanırsanız belirtilerini size açıkladık” Buradaki aklı kullanma öncelikle “sana ait olduğunu ve inandığını söylediğin kitabı okursan” vurgusu taşımıyor mu? Kur’an okumayı tercih etmekle bizatihi aklı kullanmış olmaz mıyız? Bu da demektir ki Kur’an’ı aklımızı vererek okuyacağız. Anlamak üzere okuyacağız. Binlerce Yasin ve Fetih Suresi okuyarak düşmana bir şey yapamayacağız. Kur’an’dan düşmanımızı tanıyıp önlemimizi aklımızı kullanarak ve Allah’ın emrilerini hiç aksatmadan alacağız.

    3. “Bakın!.. Siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler.” Rabbimiz mü’minleri de tanımlıyor. Aslında gıpta edilecek özelliklerimizi kötüye kullandırmamamız gerektiğini vurguluyor. Oysa biz nasıl da övünürüz biz iyi niyetle yaklaşıyoruz diye. “İyilik bizde kalsın” diye de bir lafımız vardır. Bunun anlamı kötülük yapmak değil elbette; düşmanını tanı, aklını kullan, sadece Allah’a kul ol, sadece Allah’ın önünde eğil…

    4. Ayetin devamı çok ilginç. Allah bize ne diyor bakın: “Siz bu Kitabın tamamına inanırsınız”. Yani bu kurallar bu kitabın (Kur’an) tamamına inananlar içindir. Başka kitaplara, kaynaklara inananlar için değil. Peki kendimize sorsak, inanıyor muyuz diye? Hiç birimiz tereddüt etmeden cevaplarız: Evet! Demek ki evet demekle olmuyor. Demek ki inanmak bu değil. Demek ki “kitaba” değil, “kitabın tamamına” inanmak gerekiyor, yani aslında kitabın tamamını uygulamak ve yaşamak gerekiyor. Demek ki inanmak bu. Aksi halde inanmak sadece hoş ve boş bir laf.

    5. Bizimle karşılaştıklarında onlar da inandık diyorlarmış. O halde iki taraf da aslında inandık diyor. Ama bir taraf inandığını yapıyor. Bu madde o kadar derin ki başka bir yazıda açacağım. Şimdilik okuyanlar düşünsün diye burada kesiyorum.

    ve

    6. “Size bir iyilik dokunsa bu onları fenalaştırır. Başınıza bir kötülük gelse ona da sevinirler. Ama sabreder ve iyi korunursanız onların tuzaklarının size bir zararı olmaz. Çünkü Allah onların yaptığı her şeyi kuşatmaya almıştır.”

    Şimdi bir de Maide 105 ile nokta koyalım. Bakalım bizim görevimiz neymiş:

    “Müminler kendinize bakın. Siz doğru yolda olduktan sonra sapanların size zararı olmaz. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, yapıp ettiğiniz şeyleri size bildirecektir.”

    Maide Suresi 105

    Selam ve dua

  • Müslümanların Hali 1

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla,

    Müslümanlar neden bu halde diye soranların hiç Kur’an okumadıkları o kadar belli ki:

    “Dinlerine uyuncaya kadar, ne Yahudiler seni kabul eder, ne de Hıristiyanlar. De ki, doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Sana bu bilgi geldikten sonra onların isteklerine uyarsan Allah’ın sana ne dostluğu kalır, ne de yardımı.”

    Bakara Suresi 120. ayet

    Bizler Allah’ın yolunu bırakıp başkalarının yolunu doğru yol kabul edersek başımıza bundan daha iyisi gelmeyecektir. Çünkü bu ayet her zaman yürürlükte olacaktır. Yapılacak şey bir an evvel kendimize gelmektir. Elinde Kur’an olan bir milletin başkasından hiçbir kanun, hiçbir hukuk, hiçbir düstur, hiçbir inanç ve hiçbir kurum ithal etmeye ihtiyacı yoktur. Tam tersi asıl biz Allah’ın bu muhteşem kanunlarını onlara da ulaştırmakla görevliyiz. İki dünyada da mutluluk onların da hakkıdır:

    “Bu, BÜTÜN İNSANLARA açık bir ders ve takvâ sahipleri için bir rehber ve bir öğüttür.”

    Ali İmran 138

    Şu ayetleri de iyi düşünelim:

    “İşte bu benim dosdoğru yolumdur; onu takip edin, başka yolları takip etmeyin, yoksa o takip sizi benim yolumdan ayırır. Bunlar da Allah’ın sizden istekleridir, belki korunursunuz.”

    En’am 153

    “İşte bu, indirdiğimiz bereketli Kitaptır. Ona uyun ve kendinizi koruyun ki ikram göresiniz.”

    En’am 155

    Allah daha ne desin!!!

  • Ramazan Bayramı Yazısı

    Hayat bir imtihan, dünya bir sınav merkezidir. Sınav kağıtlarımız her an elimizden alınabilir, üstelik hiçbir zaman “son cümlelerinizi tamamlayın” uyarısı yapılmayacaktır. Bu nedenle her an imtihanın bilincinde olarak doğruları yaşamak zorundayız:

    “Mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek sizi korku ve açlık olgusu ile yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; bundan kaçış olmaz. Sen sabır gösterenlere müjde ver.” (El-Bakara 155)

    Ayetin sonunda da görüldüğü gibi sınavın sahibi adeta bize kopya vermektedir: “Kazanmak istiyorsanız sabır gösterin”. Peki ama nasıl? Sonraki ayete bakalım:

    “Onlar, başlarına bir sıkıntı gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aidiz; Biz yalnız ona yöneliriz”.” (El-Bakara 156)

    Yani sıkıntıya göğüs germek ama Allah’a yönelerek, asla yılgınlık veya pes etmekle değil. Ama doğruları yaşayıp yardımı Allah’tan isteyerek. Sonuç mu?

    “Onların üzerinde Rablerinin verdiği olgunluklar ve bereket olur. Yola gelmiş olanlar onlardır.” (El-Bakara 157)

    Kısacası Allah yolunda gösterilen sabır, meyveleri hem bu dünyada hem de ahirette yeşerip toplanan zararı imkansız bir ziraattir.

    Ramazan bu imtihanın bir alıştırması adeta. Her yıl yapılan bir temrin. Bir imtihana hazırlıklı olma talimi. Tıpkı kazanılan sınavın sonu gibi onun sonu da bayram.

    Allah Subhanuhu ve Teala, tüm hayatını Ramazan orucu tutar gibi “aman bozulmasın” diyerek titizlikle yaşayan ve doğal olarak ahireti bayram olan kulları arasında olmamızı nasip etsin inşaallah.

    Ramazan Bayramınızı tebrik ederim.

  • Gündem!

    Genel gündeme takılı kalmayı hiç sevmem. Şöyle bir bakar adil ve objektif bir görüş edinmeye çalışır geçerim. Benim esas gündemim Allah’ın ayetleridir. İçinde yalanın, zulmün, kıskançlıkların ve iftiranın olmadığı tek gündem. Neticesi Allah’ın rızası ve insanın mutluluğu, hedefi Allah’ın cenneti olan tek gündem. Hayatımı “kalibre” edebileceğim tek ölçek. Hedefimi bulabileceğim tek dürbün.

    Gündeminiz Allah’ın kitabı, tercihiniz Allah’ın rızası olsun. “Allah’ın kulu olmak” da denilen o sınırsız hürriyeti tadanlardan olun inşaallah..

  • Son Geceler ve İtikaf / Erdem Uygan

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile,

    Fecre (Şafak vaktine)
    On geceye
    Çifte ve teke
    Geçip giden geceye yemin olsun
    Bunlar kendine hakim olan için önemli şeylerdir.

    Fecr Suresi – 1-5. ayetler (Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır Meali)

    Ramazan ayının son günlerindeyiz. Nebimiz Aleyhisselam Bakara Suresi 187. ayette geçen itikaf yani “içten Allah’a yönelerek kendi muhasebesini yapma” ibadetini Ramazan ayının son on gününde gerçekleştirmiş ve bunu hiçbir Ramazan ayında aksatmamıştır.

    Bu da demek oluyor ki bu ibadet aslında bildiğimiz tüm sünnetlerden daha sahih ve daha güçlü bir sünnettir. Nebimizin bu ibadeti bu gecelerde yapıyor olmasının sebebi muhtemelen Fecr Suresi’nde bahsedilen 10 gecenin bu geceler olmasıdır. Kadir gecesi de çok yüksek ihtimal bu gecelerden biridir.

    İtikaf ibadeti ne yazık ki şehir hayatında çok akla gelmeyen ya da imkansız olarak görülen bir ibadettir. Ancak muhakkak 10 gün sürmesi gerekmemektedir. Siz yakınınızdaki bir mescitte hatta evinizde yalnız ve rahat kalabileceğiniz bir odada bile bir günlük itikafa girebilirsiniz. Belki birkaç saat için bile..

    Çünkü amaç bu günlerde ibadeti artırmak ve Rabbimize kulluğu doğru yapmaya çabalamaktır. Kendi iç hesaplaşmamızı, doğrularımızı ve yanlışlarımızı masaya yatırarak yapmak, o sonsuz merhamet sahibinden af dilemek ve bir anlamda hayatımıza reset atmaktır. “Nereden geldim?”, “ne yapıyorum?”, “nereye gidiyorum?”, “kimim?” sorularını sormak ve cevapları Allah’ın kitabından aramaktır itikaf.

    Ancak buna da fırsat bulunamıyorsa (ki şeytan doğru yolun üzerinde oturmaktadır) en azından gece ibadetleri artırılmalıdır. Jet imamların arkasında delilsiz teravihlerle mağfiret beklemek yerine gece uykudan kalkarak geceyi ihya etmek gerekir. Çünkü Kadir Gecesi sanıldığı gibi 27. gece değildir. Bu 10 geceden biri olduğuna yukarıdaki ayetler işaret etmektedir.

    O halde ibadeti ve Allah’a yönelmeyi bir tek 27. geceye has kılmayalım. (Hoş bize 27. gece denilen gece de batılıların uydurduğu takvime göre öyledir. Gerçekte günler gece yarısı saat 12’den sonra değişmezler, sabah gün doğumu ile yeni gün başlar) Bu son geceleri hiç değilse sahura bir saat erken kalkarak gece namazları ile ihya edelim.

    Mü’min kardeşlerime tavsiyemdir..

  • Yaratan’ın Bizden İstedikleri

    “De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını sıralayayım:

    (1) Hiçbir şeyi Allah ile bir tut-mayın,

    (2) Anaya babaya iyilikten geri durmayın,

    (3) Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onların ve sizin rızkınızı veren Allah’tır.

    (4) Fuhşun açığına da gizlisine de yaklaşmayın,

    (5) Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın, (o başka ayetlerde açıklanmış) haklı sebeple olursa başka.

    İşte bunlar, Allah’ın size yüklediği görevlerdir, belki aklınızı kullanırsınız.

    (6) Rüşt çağına ulaşıncaya kadar yetimin malına yaklaşmayın, onun iyiliğine olan bir yolla olursa başka.

    (7) Ölçü ve tartı işlemlerini tam ve dengeli yapın. Biz kimseyi gücünden fazlasıyla yükümlü tutmayız.

    (8) Yakınınız da olsa söz söylediğinizde adaletli olun .

    (9) Allah’a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin.

    İşte Allah sizden bir de bunları istemiştir, belki aklınızı başınıza alırsınız.

    İşte bu benim dosdoğru yolumdur; onu takip edin, başka yolları takip etmeyin, yoksa o takip sizi benim yolumdan ayırır. Bunlar da Allah’ın sizden istekleridir, belki korunursunuz.”

    Kur’an – Kerim, En’am Suresi 151 – 153. ayetler.

    Üzerinde tefekkür edilmesi temennisiyle..

  • Ayetler Bize Okunuyor

    Bazı insanlara Allah’ın ayetini okuyorsunuz ve hemen kendisinden başkalarını eleştirmeye başladığını görüyorsunuz. Bizlerde ayetleri kabul etmemekten çok üzerine alınmamak gibi bir hastalık oluşmuş durumda.

    Mesela bir ayet söylediğinizde hemen “millet yoldan çıkmış kardeşim, bu ayetlerin onda birini uygulayan biri olsa şöyle olurduk. Ohoo görmüyor musun adam müslümanım diyor, yalan söylüyor, gıybetten, dedikodudan başını kaldırmıyor”

    Bazen bağırasım geliyor: “Ayet sana okunuyor kardeşim!” diye.

    Bazen de Allah’ın elçisi böyle bir tavır alsa ne olurdu diye düşünüyorum. Düşünsenize kendisine bir ayet iniyor ve o şöyle söyleniyor kendi kendine: “Şimdi ben bunu insanlara aynen aktaracağım. Kimbilir kaçta kaçı bu ayete uyacak. Daha önceki ayetleri tebliğ ettim de ne oldu? Kaç kişi uyuyor ki!”

    Oysa Allah’ın elçisi ayetleri alır almaz önce kendi hayatına geçiriyor ve yaşamaya başlıyordu. “Allah böyle buyuruyor! Hemen Rabbim! Hemen dediğini uygulamaya koyuyorum” diye başlıyordu tebliğe. İşte bu yüzden Rabbimiz onu insanlığa örnek olarak gösteriyor. Şimdi sorasım geliyor kendime: Bizimki nasıl bir örnek almadır?

    Artık ayetlerin her an önce bize nazil olduğunu kabul etmeli ve hayatımızı değiştirmeliyiz. Başkaları üzerindeki görevimiz tıpkı Allah’ın elçisi gibi önce Allah’ın ayetlerini kendimiz yaşayarak örnek olmak, sonra da insanlara Allah’ın bildirdiği şekilde anlatmaktan ibarettir. Bundan sonrası için ancak dua edebiliriz. Kim ne istiyorsa onu yapar.

    Şu an neredeyse yazdığım her kelime bu konu ile ilgili başka bir ayeti aklıma getiriyor. Ancak ben bugün, Allah’ın ayetlerini görmek istemeyenlerle ilgili takınılması gereken tavrımızla ilgili şu Kerim Ayeti seçtim:

    “Rahman’ın kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap oldukları zaman “selam” deyip geçerler. Onlar Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler”

    Furkan Suresi 63-64. ayetler.

    Rabbimizin böyle bir ayette Rahman ismini tercih etmesi ile ilgili derin düşünceyi sizlere tavsiye ederek bitireyim.

    Selam ve Dua ile

  • Yok Baha Neler!

    “Uyun Rabbinizin katından size indirelene! Onun dışında bir takım otoritelere (evliya) de asla uymayın. Ne kadar da kıt hafızalısınız”

    Araf Suresi 3. ayet

    İnsanlar sana Son Saat hakkında soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Sana kim bildirebilir ki; Son Saat belki yakındır.
    Şüphe yok ki Allah, inkarcıları rahmetinden mahrum etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.
    Onlar orada ebediyen kalacaklar, ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklar.
    Ateşte yüzlerinin ters çevrildiği o gün “Ah keşke Allah’a itaat etseydik, Rasul’e itaat etseydik!” diyecekler.
    Yine “Rabbimiz” diyecekler, “Fakat biz İLERİ GELENLERİMİZE, BÜYÜKLERİMİZE UYDUK; sonuçta ONLAR DA BİZİ YOLDAN SAPTIRDI.
    Rabbimiz ne olur onlara kat be kat azap ver ve onları rahmetinden dışla!”

    Ahzab Suresi 63-68. ayetler (Mustafa İslamoğlu meali)

    Uyulacak olan yalnız Allah’ın, Elçisine vahyederek insanlara bildirdiğidir. Bu ayetler herhangi bir kesim için değil hepimiz için vardır. Bu da çok dikkatli ve uyanık olmamız, hep birlikte sadece Allah’ın ipine sımsıkı sarılmamız (Al-i İmran 103) gerektiğini göstermektedir.

    Bu da demek oluyor ki bir Müslüman durmak dinlenmek nedir bilmeden çalışmalı ve Allah’ın ayetlerini önce kendi hayatında sonra da yeryüzünde hakim kılmak için öğrenmeli, yaşamalı ve anlatmalıdır. Bir takım insan uygulamalarını, örfü ve geleneği, tasavvufu ve hurafeyi Allah’ın dininden ayırmalıdır. Kur’an dışında din zannedilen hiçbir şeyi kabul etmemelidir. Hiçbir bahanemiz olamaz. Öncelikli işimiz budur. Öyleyse durmayın. Şimdi başlayın!